Bankacılıkta Operasyonel Riskler 2-3 Aralıkta İstanbul'da Tartışılacak
turk-internet.com Haber Merkezi - haber@turk.internet.com
22 21:00:00-11-2013

Bu yazı turk-internet.com adresinden yazdırılmıştır.

2. Operasyonel Risk Konferansı 2-3 Aralık 2013 tarihlerinde Sheraton Maslak, İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Kuruluş aşamaları bu yıl içinde tamamlanacak olan “Operasyonel Risk Enstitüsü” tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek olan “OpRisk Türkiye 2013 Konferansı”na birçok değerli konuşmacı katılacak. Operasyonel Risk Enstitüsü Kurucu Başkanı İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. C. Coşkun Küçüközmen operasyonel risklerle ilgili olarak şunları söyledi:


    “Operasyonel riskler sadece yolsuzluklar ve bilgi teknolojileri kullanımında yaşanabilecek aksaklıklardan kaynaklanan riskler değildir. Aynı zamanda deprem, fırtına, sel gibi doğal afetlerin yanı sıra bu tür olayların birer bankacılık ve ekonomik/finansal krize dönüşmesi gibi süreçleri de oluşturur. Örneğin geçenlerde Filipinler’de yaşanan Haiyan kasırgasının ekonomiye maliyetinin 14 milyar dolar olacağı ifade ediliyor. Her ne kadar krize dönüşmese de kritik sonuçları olan bir felaket ve öngörülmesi çok zor. Ancak operasyonel risk farkındalığı ile en azından bu tür olayların olması ihtimal dahiline alınıyor ve olası ekstrem etkilerin minimize edilmesi için stratejiler geliştiriliyor”.

Nassim Taleb’in deyimiyle birer siyah kuğu olan bu tür sıra dışı olaylar giderek daha sık tekerrür etmekte ve yayılma etkisine sahip ciddi riskler oluşturmakta ve bu tür riskler genellikle operasyonel risk kategorisinde sınıflanmaktadır. Basel Komitesi tarafından yaklaşık 16 yıl önce gündeme getirilen operasyonel risk kavramının geçen bu süre zarfında bankacılık ve finans piyasalarında makul seviyede bir farkındalık oluşturduğunu ifade eden Küçüközmen

    “bankalar BDDK tarafından talep edilen İSEDES (içsel sermaye yeterliliği değerlendirme süreci) çalışmaları ile bu konuda ciddi mesafe alındığını da sözlerine ekledi. Operasyonel risklerin gerek hesabı gerekse yönetiminin kolay olmadığını vurgulayan Küçüközmen “operasyonel riskler belirlenmesi, tanımlanması, ölçümü ve yönetimi açısından diğer risk türlerine nazaran daha zordur” diyerek “bu konudaki en büyük eksiklik hiç şüphesiz yaygın ve kapsamlı bir veri tabanının olmayışı ve ölçüm yöntemlerinin karmaşıklığıdır”

dedi. Bilindiği gibi operasyonel riskler istismara müsait boşluklarda da kolayca doğabilecek potansiyele sahip olup bu durumda itibar riski ortaya çıkmakta itibar kaybının telafisi yıllar alabilmektedir. OpRisk Türkiye 2013 Konferansı ile piyasa katılımcıları, denetim otoriteleri, profesyoneller ve akademik dünyanın bir araya getirilmesinin amaçlandığını ifade eden Küçüközmen, Konferans katılımcıları arasındaki etkileşimin en verimli şekilde sağlanmasının amaçlandığını ve bu alandaki en güncel ve önemli bilgilerin paylaşılacağını ifade etti. 2012 Yılında yapılan ilk Konferans PRMIA’nın Intelligent Risk Şubat/2013 sayısında büyük yankı buldu. Bu yılın Konferansında son derece ilginç, güncel ve önemli konuların tartışılacağını gösteren program www.opriskturkey.cok sitesinde yer alıyor.

Türkiye için Üzücü ve İtibar Sarsıcı Bir Durum

Her yıl Operational Risk & Regulation Dergisi tarafından yapılan yılın operasyonel riskleri sıralamasının bir maddesi Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor. Kara paranın aklanmasına ilişkin operasyonel riskler ilk on risk sıralamasında yer alıyor. FATF’ın (finansal eylem görev grubu) bu konudaki endişe listesinde maalesef ülkemiz de bulunuyor. Liste üç kategoriye ayrılmış, ilk kategoride “uluslararası finansal sistem için ciddi tehdit içeren ülke” olarak nitelenen ve halihazırda yaptırım uygulanan İran ve Kuzey Kore var. Türkiye ise Cezayir, Burma, Ekvator, Etiyopya, Endonezya, Kenya, Moğolistan, Pakistan, Suriye, Tanzanya ve Yemen’in bulunduğu “yerinde sayanlar” grubunda yer alıyor. Son grupta ise görece bizden daha iyi durumda olan Afganistan, Arnavutluk, Angola Antigua & Barbuda, Arjantin, Bangladeş, Kamboçya, Küba, Irak, Kuveyt, Kırgızistan, Laos, Namibya ve Nepal yer alıyor. Ülkemiz adına oldukça üzücü ve itibarımızı sarsıcı bir durum.