14 Aralık 2017, Perşembe   |   English
Fatih Özbağrıaçık : Yabancı Yazılım Ürünlerinin İhtiyaçları Karşılama Oranları, Türkiye'de Yazılmış Ürünlere Göre Çok Daha Düşük
Yazan: turk-internet.com Haber Merkezi      20 Kasım 2017, Pazartesi      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Fatih Özbağrıaçık : "Burada korkularımızın altında şöyle şeyler yatıyor: “ben dünyada marketing itibariyle çok ciddi para harcamış ve dünyada 1 numara, 2 numara, 3 numara, 5 numara diye tanınan yazılım firmalarına yatırım yaptım; yanlış yapmadım ey patron!” demek için yöneticilerimizin yabancı ürün seçtiklerini görüyoruz. Ama yöneticilerimizin cesur olmaları lazım. Türkiye’de hizmet kalitesinin çok yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Yani yurt dışından bir ürün de getirmiş olsalar, Türkiye’de servisler dünyanın birçok ülkesine göre çok daha niş ve komplike ve hızlı bir şekilde verilebiliyor. Ve bu ekiplerin, buradaki Türk, yetişmiş insanların yapmış oldukları yatırım, yazılım, alt yapı konularına biraz daha yerliye dönük avantajları olabileceği gözlüğüyle bakmaları gerekiyor."
Ülkemizde e-Ticaret altyapısı üretmeye çalışan firmalardan bir yanesi de Runibex Technology Grup altındaki NGI firması. Grubun CEO’su Fatih Özbağrıaçık ile şirketi, grubu, geliştirdikleri projeleri ve Türkiye'de e-ticaretin gelişimini konuştuk.

turk-internet.com: Bize kendinizi ve firmanızı tanıtır mısınız?

Fatih Özbağrıaçık :
Hoş geldiniz! Endüstri mühendisi olarak iş hayatına okul bitmeden başlayıp sonra hep IT sektörü ile devam ettim. Türkiye’de faaliyet görsen yabancı şirketlerin Türkiye’deki partner’lıklarını yaptık. En son 4 sene önceki yatırımımız ile de birkaç farklı konuyu aynı sepette yönetmeye, idare etmeye ve IT sektöründe kendimize ait ürün ve servisleri üretmeye çalışıyoruz.

Birkaç firmamız var. Bunları Runibex Technology Group altında topladık. Bunlardan bir tanesi NGI firması ki kendisi ilk commerce ürünleri ve bunun yanındaki çeşitli servisleri üretiyor. Bunun haricinde bir Redibex firmamız var. Firmamız hem SAP’nin Türkiye’deki partner’larından bir tanesi hem de Amazon, Azure, Google gibi cloud vendorlarının Türkiye’deki hem hissedarı hem de üzerine hizmet veren şirketlerinden biri. Bunun yanında bir de IQ Bender şirketimiz var. O da işin cloud üzerindeki analitikleri üzerine kendi ürünleri, vesairesini geliştiriyor.

turk-internet.com: Siz özellikle e-ticaret alt yapısı üzerinde çalışıyorsunuz ve biraz bu konuyu açar mısınız? Neler yapıyorsunuz?

Fatih Özbağrıaçık :
: e-ticaret hikâyemiz aslına bakarsanız SAP döneminde yani 4 yıl öncesine dayanan ve perakende sektörünün iç içe olduğu bir projeler silsilesi ile başladı. Sonra şunu fark ettik: geçmişte ticarette kasaları, mağazaları filan konuşuyorduk. Sonra buna “internet sitesi açalım mı, açmayalım mı?” Trendi eklendi. Perakende sektörü artık farklı dertler ile uğraşıyor.

Şunu gördük ki, bir süre sonra perakende dediğimiz iş tamamıyla elektronik hâle gelecek. Dolayısıyla bugün adına e-ticaret diyoruz ve web sitesinde bir alışveriş yapabileceğimiz bir mecra gibi görüyoruz ama son dönem de omni channel kavramlarıyla, instore kavramlarıyla bunu tanımladığımız gibi kasaların da ortadan kalkacağı, belki mağazaların tamamen vitrinlere dönüşeceği, tamamen elektronik yönetilen ve planlamasının ve riskinin çok önemli olduğu bir yapıya gideceği çok belliydi. Bunun da sağlam bir alt yapı ihtiyacı olacak.

Biz de bu doğrultuda kendimizi, hem bulut teknolojileri üzerinde, hem de kendi ürünlerimizin lojistik tarafında, content yönetimi tarafında da uzman bir commerce ürünü geliştirmek üzere tekrar organize ettik.

turk-internet.com: Türkiye’de e-ticaret alt yapısı geliştiren firma fazla yok değil mi?

Fatih Özbağrıaçık :
İrili ufaklı var aslında ama e-ticarete nasıl baktığınız ile de alâkalı. Yani, daha çok ön yüze yakın düşünüyor iseniz eğer, yüzlerce, binlerce var ama işin depo yönetimi, mağazalar içerisinde ve depolar arasında bir siparişin toplatılması ve bunun müşteriye sevk edilmesi, bunun başarılı bir şekilde optimize ve minimum cost’lar ile yapılabilmesine odaklanan “EIP” dediğimiz, kurumun kendi temellerine oturan yazılımları içeren e-commerce alt yapısı sağlayan çok fazla şirket yok.

turk-internet.com: e-Ticaret konusunda, ayrıca içerik de sağlıyor musunuz? Yani o perakende dediğiniz ürünlerin sunumunu ve diğer hizmetleri de sağlıyor musunuz?

Fatih Özbağrıaçık :
Biz müşterilerimizin kendisinin konsantre olması gerektiğini düşündüğümüz bir işi alıp “sizin adınıza bunu yaparız“ demiyoruz. Biz böyle bir şeye odaklanıp, böyle bir servisin altına girmek istemiyoruz.

Biz, bu servisleri şirketin kendisinin, müşterilerimizin kendisinin organize edebildiği, yapabildiği ve burada zaten uzmanlaşması gerektiği konularda o bilgilerin üretilip tutulması ve kullanılmasına dönük altyapılar tarafında yerimizi almış durumdayız.



turk-internet.com: Bu alt yapıları sağlarken, içinde güvenlik hizmeti de var mı?

Fatih Özbağrıaçık :
Güvenlik de var ama güvenlik dediğiniz iş aslına bakarsanız siteden hareketle, tüm alt yapınızın nerede barındırıldığı ile başlıyor. Biz de bu sebep ile –hem de farklı boyutları var- on premise ürün vermiyoruz. Yani bizim ürünümüz, yazılımımız budur, siz bu lisansı alın ve istediğiniz yerde kullanın, barındırın, geliştirin demiyoruz.

Biz Amazon, Azure, Google üzerinde ya da Türkiye’de bugün itibariyle biraz daha kendini göstermeye başlayan Bulutistan üzerinde – lokal yatırımlardan bir tanesi- barındırıp % 100 IT’de ihtiyaç duyacağınız %99.9 ayakta olması gereken security level’ları yüksek olması gereken “disaster” senaryolarıyla veri kaybetmenize engel olabilecek alt yapıları tamamen servis olarak da bu ürün ile beraber veriyoruz.

turk-internet.com: e-ticarette son dönemde Türkiye’de sanki pazar yerlerine doğru bir gidiş var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fatih Özbağrıaçık :
Hikayeye biraz dikkatle bakarsak aslında iş e-commerce, ölü stokları nasıl eriteceğim sorusu ve problemi ile başladı. Türkiye’de Markofoni, Trendyol vs hepimizin bildiği ve çok büyük başarılı şirketler kuruldu. Bunların doğal olarak mevcut markalı ürünlerimizin haricinde farklı orta seviye, alt seviye segment ya da şirket büyüklüğü olarak alt seviye ürünlerini toplatarak internet üzerinden satışa başladılar.

Bir süre sonra bu stoklar erimeye başladı. Erimeye başladıktan itibaren de , ürünleri e-ticaretin satabildiğini şirketlerde, bu sefer “ben bu marjları vermeyeyim, artı sezon ürünlerimde de doğrudan doğruya internet üzerinden de hazır olmam gerekiyor” fikri doğdu. Ve herkes kendi yatırımlarını yapmaya başladı.

Ama aslında doğru planlama yapmazsanız, hesap kitap doğru yapmazsanız ve mevcut offline mağazalarda yaptığınız perakendenin tamamen dışında bir lojistik gereksinim, organizasyon gereksinimi olduğunu görmeden başlarsanız, para kaybediyorsunuz.

Dolayısıyla pazar yerleri için herkes "acaba daha mı kolay?" denmeye başladı. Kendi web siteleriyle, kendi markalarıyla internette olmaya, online’da olmaya karar verenlerin, “ben burada kesinlikle olacağım” karar vermeyenlerin çoğu bu sefer pazar yerlerine doğru kaymaya başladı. Pazar yerlerine baktığınız zaman da Türkiye’de çok başarılı örnekler var ve gerçekten de sizin adınıza yaptığı marketingler ile bu paylaşımlar ile bu çıta bugün pazar yerine doğru yükseliyor.

Bu belki biraz daha dengelenecek çünkü şirketler pazar yerinden satılan bir siparişin de yönetilmesi ile ilgili zorlukları bugün yaşıyorlar. Yani pazar yerine girmek ve oradan ürün satıp lojistiğini sağlamak ile kendi online’ınızda lojistik yapmak arasında çok büyük farklar yok. Mecburen kısa sürede temin etmeniz gerekiyor, müşterinize ulaştırmanız gerekiyor.

Şimdi bunları pazar yerinde markaya çok fazla zarar vermeden öğrenmeye çalışıyoruz. Bir süre sonra hem pazar yerleri büyümeye devam edecek hem de online büyümesi de kendileri de, markaları da internet ortamında online ortamlarda bulunmaya devam edecekler ve pazar yeri de büyüyecek diye bakıyoruz.

turk-internet.com: Peki bu söyledikleriniz bize biraz daha “alibaba.con gibi niye Türk alibaba.com yok” açıklaması anlamına da geliyor mu? Niye yok?

Fatih Özbağrıaçık :
: alibaba’nın modellerine baktığımız zaman Türkiye’de bu modeller uygulanmıyor değil ama —içlerinde çok başarılı olanlarını bir kenara bırakırsak— fırsatçı olmaktan daha uzun vadeye bakmaya doğru eğrilmemiz lâzım.

Online senaryosu tüm piyasalarda az çok vardır ama online’ın Türkiye’deki hikâyesinde fırsatçılık hep ön planda. Yani nedir o? Outlet ürün satıyorum. Hemen sağdan, soldan outlet ürün toplayıp, online’da bir domain açıp buradan operasyon yapabilirim, burada para kazanabilirim diyenler çoğunlukta. Ya da benim bu ürünlerimi eritmem lazım diyerek market place’lere girenler var. Farklı senaryolar, eğilimler hep kısa vadeye göre yapılıyor. Çünkü biz planlayarak ilerlemekte bazen güçlük çekiyoruz.

Ekonomimiz de gelişmekte olan bir ekonomi. İyi olduğunu söylemek için biraz daha çalışmamız lazım; kan, ter içinden geçmemiz lâzım. Dolayısıyla planlarımızı yaparken daha uzun vadede yapmamız lâzım. Ben Türkiye’deki pazar yeri senaryolarından ya da büyük department store’lar yani büyük departman mağazacılığının online’daki karşılıklarının zamanla hem kendilerini planlamalarını, lojistik faaliyetlerini çok daha ekonomik ve optimum yapacakları ortamdan itibaren artık Alibaba’yı hedefe koyabileceklerini düşünüyorum ama o bugün biraz erkenmiş gibi geliyor.

Bunun için bizim IT sektörü olarak yani servis sağlayıcılar ve ürün sağlayan, yazılım yapan firmalar olarak da teknolojinin kendisini öğrenmemiz, daha çok öğrenmemiz ve bunun üzerinden teknolojiyi üretmeye de başlamamız lâzım.

Şimdi burada bir çizgi var. Önce mevcut dünyadaki Hi-Tech’leri özellikle yazılım dünyasındaki security’leri –biraz önce söylediniz- konularda dünyadaki örnekleri çok iyi öğrenmemiz, sonra bir şeyler üretmek için planlama yapmamız lâzım. Biz bazen öğrenme eksenini atlayarak ilerlemeye çalışıyoruz. Bizim de bu anlamda Alibaba’lar yaratabilmek için kendimizi ürünler, yazılımlar, servisler, hizmetler açısından da geliştirmemiz ve dolayısıyla piyasayı bu anlamda destekleyebilmemiz lâzım.

turk-internet.com: Fatih Bey, bütün bunları anlattıktan sonra sizin ürününüz e-ticaret alt yapısını kullanmak için firmalar nasıl karar vermeli, ne yapmalı, nasıl hazırlık yapmalı? Siz ne bekliyorsunuz firmalardan? Sizinle nasıl görüşüyorlar? Mesela müşteriniz olduğunu biliyoruz; Boyner ile nasıl gelişti bu?

Fatih Özbağrıaçık :
: Bizim yatırım dönemimizde Beymen – Boyner grubunun bir firması- ile alt yapı itibariyle görüşmeye başlayarak bu senaryo başlamıştı. Ben şirketlerde şöyle bir algıyı yönetmekte güçlük çektiğimizi çok net hem kendim —NGI firmamız—, hem piyasa açısından anlatayım; Türkiye’de yerli yazılım üreten ya da alt yapı üreten, hizmet üreten firmalar tarafından bakarak, söylemek gerekirse, yerlilerin biraz daha cesaretli olması lâzım.

Burada korkularımızın altında şöyle şeyler yatıyor: “ben dünyada marketing itibariyle çok ciddi para harcamış ve dünyada 1 numara, 2 numara, 3 numara, 5 numara diye tanınan yazılım firmalarına yatırım yaptım; yanlış yapmadım ey patron!” demek için yöneticilerimizin yabancı ürün seçtiklerini görüyoruz. Ama yöneticilerimizin cesur olmaları lazım.

Türkiye’de hizmet kalitesinin çok yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz. Yani yurt dışından bir ürün de getirmiş olsalar, Türkiye’de servisler dünyanın birçok ülkesine göre çok daha niş ve komplike ve hızlı bir şekilde verilebiliyor. Ve bu ekiplerin, buradaki Türk, yetişmiş insanların yapmış oldukları yatırım, yazılım, alt yapı konularına biraz daha yerliye dönük avantajları olabileceği gözlüğüyle bakmaları gerekiyor.

turk-internet.com: Fiyat gibi mi veya çabuk müdahale gibi mi?

Fatih Özbağrıaçık :
İşin içinde hem fiyat var, hem de aslına bakarsanız bir alt yapı sunmak, bir yazılım sunmak, “sadece bu yazılımı al, kullan” demekten geçmiyor çünkü hiçbir yazılımın -bu dünyanın en iyi 1 numaralı, XYZ şirketindeki yazılımları da olsun- destek verilmeden, projesi yapılmadan hayata geçirilmesi söz konusu değil. Hiçbir ürün yüzde 100 olarak tam değil. Dolayısıyla Türkiye’deki yazılımların da çıtalarının çok yükseltildiği ve birçok senaryoyu barındıran, hazır tool’lar haline geldiği çok açık.

Biz de aynı şeyi yapıyoruz. Kendi yazılımlarımızın implementasyonlarını yapan danışmanlık ve yazılım ekipleriyle birlikte hareket ediyoruz. Dolayısıyla, işin içine fiyat anlamında ciddi avantajlar giriyor, bir.

İkincisi ve benim en değerli gördüğüm konuysa, son dönemlerde hep yerli yazılım, yerli üretim, yerli deyip duruyoruz ama bilmeliyiz ki, yurt dışından kullandığımız her ürünün yüzde 95 cirosu zaten yurt dışına gidiyor. Yani Türkiye’de kalan ciro da zaten Türkiye’de bunların danışmanlığını ya da temsilciliğini yapan firmaların ancak yaşaması için yetiyor - ki ben de aynı senaryodan geçmişte 10-12 sene aynı senaryoda yaşamış ve çalışmış biriyim.

Dolayısıyla şirketlerimizin birazcık daha yerli yazılımlarını kendilerine çok daha yakın partner’lar bulabilecekleri ortamlar 10 yıl öncesine göre çok daha olgunlaşmış durumda. Bunlara bir gözlerini çevirip bakmaları lâzım. İllâ bunları almaları lâzım demiyoruz ama bizi tanımalarını istiyoruz. Önce bizi tanımaları, neleri başarabildiğimizi görmeleri ve bizim de doğal olarak bunları anlatabilmemiz gerekiyor ki, doğru ortam oluşsun.

turk-internet.com: Peki, geleceğe yönelik önerilerinizi alalım son olarak. Ne düşünüyorsunuz; bundan sonra e-ticaret sektörü Türkiye’de nasıl yürüyecek hem yazılımsal anlamda, alt yapı anlamında hem de üst yapı yani sitelerin yaptığı ticaret anlamında?

Fatih Özbağrıaçık :
Şöyle: biz bu şirketleri bahsettiğim şirketleri kurarken aslında birbirlerinden farklı görünen ileride birleştireceğimiz bir senaryo ile hareket ettik. Bunlardan bir tanesi e-commerce –dediğim gibi ticaret tamamen elektronik ortama dönüşecek-. İkincisi, big data ve analitik. IQ Bender firmamız da bunun üzerine hem AR-GE’ler yapan hem de ürün servisi sağlayan bir firma. Dolayısıyla big data içerisinde ve Machine Learning’e doğru kaymaya çalışıyoruz. Üçüncüsü de, bulut ortamlar. Bulut ortamlar bundan sonra kaçınılmaz. Sadece cost effective olması açısından değil, security anlamında da kaçınılmaz noktaya doğru gidecekler.

Dolayısıyla bu 3 saçayağı, ticaretin sonraki tüm donelerini, tüm ihtiyaçlarını, tüm alt yapılarını ve servislerini sağlayabilecek şekilde organize ettik ve bunun da böyle gideceğini düşünüyoruz.

Belki fütüristlerin “ürün olmayan mağazalar” konsepti farklı düşünülüyor ama ben bunun gerçekleşmesinin zor olduğunu düşünmüyorum çünkü alışveriş her yıl yüzde 10-15 bandında online’a kayıyor. Bu, yeni nesil, yeni trendler ile gelen neslin kullandığı mecraların çok daha farklı olmasından da kaynaklanıyor.

Görüyorsunuz son yıllarda çeşitli terör olaylarından dolayı olduğu düşünülüyor AVM’lerin cirosunun ama bence orada yeni neslin alışveriş alışkanlıkları da bu boyutta çok yüksek. Bu da her geçen gün farklı mecralarda, online’da, hayatın her yerinde kişilerin alışverişlerini, ihtiyaçlarını çok daha rahat karşılayabilecekleri noktaya doğru gidiyor. Bunlara şirketlerimizin hazırlıklı olması ve klasik perakendecilik dediğimiz mağazacılığın dışında bir dünyanın hem oluştuğunu hem de çok büyüdüğünü görmeleri, fark etmeleri ile birlikte bu sektör dönüşecek.



turk-internet.com: Peki, benim suallerim bu kadar. Sizin ayrıca eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Fatih Özbağrıaçık :
Aslında biraz anlattım ama daha fazla vurgulayayım. Türkiye gerek yetişmiş kadrosu, gerek dünya ile iletişimi, gerek iş yapabilme kapasitesi itibariyle ortalamanın çok üstünde bir ülke. Biz burada 27 civarında yaş ortalaması olan bir ekip ile çalışıyoruz ve çok başarılı işler yapıyoruz. Yeni gelen nesil ile ilgili farklı yorumlar olsa da, algılar çok açık. Bunu hem onların faydasına, hem şirketlerin faydasına, hem de dolayısıyla ülkelerin faydasına kullanabilmemizin yolu yerli yazılım firmaları ile çalışmanın daha fazla tercih edilmesinde yatacak. Şirketlerin “en iyisi” dendiğinde Türkiye’den en iyisinin kim olduğunu da araştırarak, Türkiye’de bizleri de bir miktar tanımak için zaman harcayarak ilerlemesini, ülke ekonomisine toplam döngüyü sağlamak açısından önemli olacaktır. Şöyle bir örnek de vereyim çok net: dünyada en komplike, en karmaşık, en değişken “kampanya” senaryoları Türkiye’de.

turk-internet.com: Özellikle de kredi kartlarında değil mi?

Fatih Özbağrıaçık :
Kredi kartlarında, SMS’lerde. Mesela Hasan’a bilmem ne kodunu göndererek vesaire gibi inanılmaz çeşitli ve değişken kampanyalarımız var. Peki Türkiye’de bu kampanyaları karşılamak için hiçbir yazılım firması dönüp bu soruların cevaplarını sistemsel olarak sağlamakta başarısız olmuş mudur?

Hayır.. Sağlamış durumda. Ama biz ne yapıyoruz? İngiltere menşeili, Amerika menşeili ya da Alman menşeili kampanya çözümlerini getirip sonra burada onların üzerine binlerce dolar para harcayıp konfigure edip kendimize özgün hale getiriyoruz.

Aslına bakarsanız, yurt dışındaki bazı spesifik ürünlerin ihtiyaçları karşılama oranları, Türkiye’de yazılmış ürünlere göre çok daha düşük. Ama marka değerleri çok yüksek. Bunu daha objektif değerlendirecek bir ortamın umarım yakın zamanda geleceğini düşünüyorum.

turk-internet.com: Fatih Bey, çok güzel söylediniz! Ben de altına imza atıyorum söylediklerinizin. Teşekkür ederim!

Fatih Özbağrıaçık :
Teşekkür ederim zaman ayırdığınız için!
Yazan: turk-internet.com Haber Merkezi      20 Kasım 2017, Pazartesi      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  
Eski Haberlerden Bir Tutam
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz