20 Kasım 2017, Pazartesi   |   English
Leyla Arsan : Digital Single Market Avrupa’nın Yeni Gümrük Duvarı Anlamına Geliyor
Yazan: Fusun S.Nebil      23 Haziran 2017, Cuma      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Bu ayın 15inde Avrupa'da roaming ücretleri kaldırıldı. Bu Avrupa'nın tek pazar haline gelmesinin de bir işareti ve kendi içişlerine gömülmüş olan Türkiye bu konuyu atlıyor maalesef. Konunun uzmanlarından tages CEO Leyla Arsan'a ne olup bittiğini sorduk.

Avrupa Birliği ile maceramız yıllardır sürüyor. Üye olduk, olmadık ayrı bir durum ama “uyum” çalışmaları ile bazı konuların içinde yer alabiliyoruz. Bunların en önemlilerinden birisi “Digital Single Market” yani Avrupa Sayısal Tek Pazarı. Hem bu konuda hem de AB’nin en büyük Ar-Ge ve Inovasyon Fon Programı olan Horizon 2020 ile ilgili çalışmalar yapan TAGES CEO’su Leyla Arsan ile Türkiye tarafından bakıldığında, Avrupa Tek Pazarı nedir? Biz içinde neden yer almadık ya da hala yer alabilir miyiz? Avantajlarımız neler olurdu? Bunları konuştuk.

turk-internet.com: Leyla hanım siz epeydir bir konuya dikkati çekmeye çalışıyorsunuz: “Digital Single Market” Avrupa’da çokça konuşulan ve bazı süreçleri de devam eden bir yaklaşım. Bize bu konudan bahseder misiniz? Nedir digital tek Pazar?

Leyla Arsan :
“Avrupa Sayısal Tek Pazarı” Türkçesi, “European Digital Single Market” İngilizcesi. Sayısal Tek Pazar, Avrupa’nın sayısallaşma yani dijitalleşme ile beraber önüne çıkan birtakım problemleri çözmek amaçlı geliştirdiği bir strateji. Buradaki mesele şu; Çin çok büyük bir pazar, rekabet çok artıyor. Özellikle telekomda çok ciddi rekabet var ve Çin çok ciddi bir şekilde geliyor. Avrupa Birliği buna karşı durabilmek için bu stratejiyi başlatmış durumda.
Aslında bir digital ajanda çok zamandır var Avrupa 2020 stratejisiyle beraber. Bunun içersinde bir konuyken, bir anda sayısal tek pazar çok önemli bir hale geldi. Hatta o kadar önemli bir hale geldi ki biz buna artık “yeni gümrük duvarı” diyoruz. Çünkü bundan sonra bütün ticaret, bütün işlemler her şey sayısal olacak.

Türkiye aslında digitalleşmede bayağı ileri: elektronik faturada, şu anda en ileri sistem Türkiye’de hatta dünyadaki en ileri sistem diyebiliriz.

Avrupa da bunu örnek alıyor ama buradaki esas önemli şey şu; dijital bir tek pazar oluşturulduğu zaman bu Dijital Tek Pazar’a uyum sağlayan, bu kurallar ile ve direktifler ile hareket eden ülkeler birbirleriyle daha kolay iş ve alış-veriş yapabilecekler ve birçok avantajlar elde edecekler.

turk-internet.com: Biz Türkiye olarak, ne durumdayız burada?

Leyla Arsan :
Biz Türkiye olarak buna dâhil olursak eğer, ülke olarak çok kazançlı çıkacağız özellikle Avrupa’yla ticarette. Dâhil olamazsak, Avrupa’yla ticareti unutalım derim.

turk-internet.com: Peki geç kaldık mı?

Leyla Arsan :
Bayağı bir geç kaldık. Biz yıllardır bu işi takip ediyoruz. Ne, neler var istiyorsanız onları söyleyeyim size.

turk-internet.com: Evet lütfen!

Leyla Arsan :
Öncelikle çok önemli bir konu; Roaming. Yani bu yurtdışına gittiğiniz zaman size yurtdışındaki faturalara özellikle ekstra yansıtılan rakamlar. Bu Roaming’i Avrupa Birliği bu yıl kaldırıyor. Bu yıl 15 Haziran itibariyle Avrupa’da, Avrupa’daki ülkeler arasında roaming kalktı ve artık herkes Avrupa içinde seyahat ederken, kendi ülkesindeymiş gibi konuşacak. Biz Türkiye olarak bunun içerisinde yer alabilirdik ve yer almış olsaydık, aynı sistem bize de uygulanmış, biz de bu sistemin içerisinde olacaktık.

turk-internet.com: Aday ülke olarak içlerinde olabilir miydik?

Leyla Arsan :
Evet evet, zaten Türkiye bunun içinde. Hala böyle bir şansı var. Ama biz bu çalışmalara hep katılıyoruz ama bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden çok ilgi olmadı. Bu konuda bir sürü raporlar hazırladık. Bunları paylaştık ilgili bakanlıklarla ama onların politikalarının ne yönde olduklarını ben artık kestiremiyorum çünkü gerçekten göremiyoruz.

Şimdi Türkiye roaming’in dışında kalınca ne olacak? Birincisi iş insanları yurtdışına gittiği zaman daha dezavantajlı olacak, zaten dezavantajlı konumdayız. Zaten dünyanın uçak parasını veriyoruz. Zaten Avrupa’ya gidip gelmek, vize, uçak, bilmem ne daha ve daha da zaman aldığı için daha çok otel parası, konaklama parası veriyoruz, zaten zor, bir de üstüne roaming giriyor. Şimdi ne yapacak bizim mobil operatörler? Habire “ben sana bedava veriyorum” diye kendileri mi zarara girecekler?

Halbuki bunların düzelnemeleri var. Sadece o değil, yurtdışından Türkiye’ye gelecek olan turistler için de roaming bir anlam taşıyor. Artık Türkiye’ye gelmek yerine daha yakın Yunanistan’a giderler; çünkü orada ekstra ödeme yani roaming yok. Daha çok işlerine gelir. Kimse artık para harcamak istemiyor; dünyada zaten çok ciddi ekonomik problemler var. Dolayısıyla bu roaming birincisi.

İkincisi, elektronik ticaret. Türkiye’deki hangi elektronik ticaret şirketi yurtdışına iş yapabiliyor? Müthiş vergiler var bir. Coğrafi-bloklama var iki. Bu vergiler ve coğrafi bloklamayı düzenlemelerle sorun olmaktan çıkaracak Digital Single Market eğer onun içinde olursak. Elektronik ticareti kolaylaştıracak, e-business’i kolaylaştıracak. Interoperability (kurumlararası çalışabilirlik ya da işlerlik) işte bunu yapacak, bu konu sadece Bilişim şirketlerini ilgilendirmiyor aynı zamanda bir tedarik zinciri olan bir çok farklı sektörden kurumu ilgilendiriyor.

Bunun dışında da şu broadband konusu var. Çünkü bütün bunları yapabilmek için, dijitalleşebilmek için; siz de tabi benden daha iyi biliyorsunuz bu sektörün içersindeki bir kişi olarak, geniş bantı yaygınlaştırmak, yani bunu artırmak, kullanımı artırmak gerekiyor.

Gerektiği kadar yatırım yapmak gerekiyor. Avrupa Birliği bununla ilgili inanılmaz çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu çalışmaların içerisinde olsak zaten biz de doğal olarak bunları gerçekleştiriyor oluruz.

5G bunlardan bir tanesi. 5G için inanılmaz bir araştırma geliştirme çalışmaları yapılıyor. Türkiye’nin de AB ülkeleri ile eşit koşullarla yararlandığı Horizon2020 programında birçok 5G projesi fonlanıyor. Türkiye’yi bu 5G çalışmalarının içerisine ilk stratejilerin hazırlanması sırasında dâhil etmeye çalıştık. Aslında Türk Telekom bu konuyla ilgileniyor ve Türkiye’de de 5G ile ilgili birtakım çalışmalar var ama daha uluslararası alandaki çalışmalara dâhil olursak o zaman geliştirilen teknolojilerin fikri mülkiyet haklarını da elde etme şansımız olur. Uluslararası alanda.

Bakın, bazı standartlar daha doğrusu Ar-Ge dediğimiz şey, standart demek. Standart uluslararasıdır. Sadece ulusal bir standart olduğu zaman ulusal kalırız. Dünyada hiçbir yere yaygınlaştıramayız. Yaygınlaştırabilmek için uluslararası çalışmaların içerisinde olmamız gerekiyor. Avrupa Birliği bize bunun için müthiş bir fırsat sağlıyor, fon sağlıyor, programlar var, Ar-Ge programları var. Bunlara daha çok katılarak bunların içerisinde yer alabiliriz.

Horizon 2020 bunlardan bir tanesi. Bunun dışında Broadband dışında yani geniş bant dışında özellikle Türkiye’deki eksik olan nokta, daha doğrusu iyi olan tarafı söyleyeyim ondan sonra onu birleştireyim: Türkiye’de biz teknolojiyi çok güzel uyguluyoruz, çok iyi uygulama yazılımları geliştiriyoruz. Hayatta yani en iyi yaptığımız şey bu yazılımları geliştirmek. İhtiyaca göre envai çeşit yazılım geliştirebiliriz. Ama teknoloji geliştirmeye odaklanmıyoruz. Esas mesele orada, sonra gidip o teknolojiyi satın almak zorunda kalıyoruz.

Bizim özellikle e-devlet uygulamalarımız çok başarılı. Avrupa’dan çok daha ilerdeyiz ama kullanım çok zayıf. Kullanım çok zayıf çünkü vatandaş ile bu konuda iletişim / tanıtım yok. Ya da bu işin uygulanması tarafında devlet memurlarının bu konudaki bilgileri ve farkındalıkları yeterli değil. Vatandaş ile de bu konuda eğitimler ve farkındalık çalışmaları yapılmadığı için yani vatandaşlar süreçlere hiçbir zaman katılmadıkları için, hiç bir zaman bunları öğrenemiyorlar, kullanamıyorlar. Kullanımda onun için çok gerideyiz.

Ama örneğin bu digital- bu Sayısal Tek Pazar kapsamında özellikle toplumun bu süreçlere, e-süreçlere, yani elektronik süreçlere, mobil süreçlere katılımlarını artırmak için bir takım çalışmalar yapıyorlar. “Digital Skills” denen yani bu sayısal yeteneklerin geliştirilmesi için bir sürü proje gerçekleştiriliyor. Bir sürü strateji ve politikalar ortaya konuluyor. Sayısal yeteneklerin içerisinde “green skills” ve “blue skills”diye iki ayrı yetenek biçimi var. Bu konuda birçok strateji, proje, çalışmalar yapılıyor. Türkiye bütün bu projelere, çalışmalara, fon verilen projelere katılma hakkına sahip. Buna katıldığı zaman çok şey kazanacak ama hala bizim devlet kurumlarımızın, sivil toplum kurumlarımızın bunların çok çok farkında olduklarını söyleyemeyeceğim.

Bir başka konu Copyright. Yani telif hakları. Özellikle video, videonun kullanımıyla ilgili, copyright ile ilgili de birçok kısıtı ortadan kaldırmak için stratejiler ve regülasyonlar geliştiriyor Avrupa Birliği. Örneğin, siz Avrupa’da işte Almanya’daki evinizden cep telefonunuzla Türkiye’deki bir diziyi aynı fiyatla, aynı şekilde, hızlı bir şekilde erişerek seyredebileceksiniz. Şu anda seyredemiyorsunuz. Bu bir örnek tabi. Bunun gibi yani videoda, audio ve videodaki telif haklarıyla ilgili düzenlemeler de bunlardan bir tanesi.

Bir tane de en son ve çok önemli başka bir konu “Veri”. Veri konusu çok çok önemli. Yani artık bulut var. Bulut ile veri daha da çok taşınmaya başladı ama veriye serbest ulaşım, verinin hızlı ve serbest akışı çok çok önemli çünkü dünyada artık veri ekonomisi var, paylaşım ekonomisi var ve bundan sonra gerçek kazanımlar, gerçek iş dünyası, iş, veri analizi yapan, verileri paylaşan ve analizi yapan kurumlar tarafından gerçekleştirilecek. Veri ekonomisi çok hızlı ilerleyecek.

Onun için açık veri yani sadece büyük veri değil, sadece kurumların kendi içlerinde sağladıkları, tuttukları, veri tabanlarındaki veriler değil; bütün verileri yani hem kamu verilerinin açılması, kamuya tekrar sunulması ve herkesin o verilere ulaşarak daha çok geliştirme yapabilmeleri ve daha çok strateji, bilgi üretmeleri ve sonuç çıkararak vatandaşa, ülkeye hizmet edecek birçok şey yapılabilir. Bunun için ortam var ama buna göre bu düzenlemelerin de gerçekleştirilmesi gerekiyor ülkemizde. Avrupa Birliği bize böyle bir rahatlık sağlıyor. Sistemi Avrupa ülkeleri ile birlikte geliştirme ve uygulama şansımız var, oturup her şeyi baştan düşünmeye gerek yok, dünyanın gittiği yön gelişim ilerleme belli. Ama nedense zoru tercih edip bunun dışında kalmayı yeğliyoruz.

Bu veriyle ilgili başka bir konuyu söylemek istiyorum. Türkiye 2011 yılında Open Government Partnership’e imza attı. Open Government Partnership (Açık Devlet Ortaklığı), dünya devlet başkanlarının katıldığı, bütün dünya devlet başkanlarının bir arada katılıp imzaladığı bir inisiyatif.

Bu inisiyatifin amacı ne? Türkiye Obama zamanında Amerika’da Washington’da imza attı. Bu inisiyatifin amacı, devletin açık ve şeffaf olması. Kamu verilerini kamu verilerini vatandaşa, kamuya tekrar geri açması ve bunların daha çok kullanılmasının sağlanması, saydamlık sağlanması, saydamlık ve şeffaflık sağlayıcı mekanizmaların oluşturulması. Yani devletin yönetişim modelinin açık, vatandaş ile birebir, bütçelerin finansın, her şeyin açılarak paylaşılması.

Fakat bu Open Government Partnership’te biz Türkiye olarak gereklilikleri yerine getiremediğimiz için bu aralar çıkmak üzereyiz. En son öyle bir haber yayınlandı. Artık ne olacak open data konusu bilemiyorum, açık veri konusu.

turk-internet.com: Neydi o konudaki gereksinimler?

Leyla Arsan :
Bu açık veriyi zaten oluşturmak. Saydamlık gov.tr oluşturulacaktı. Aslında Türkiye şeffaflık ve yolsuzluk ile mücadele strateji ve eylem planını oluşturdu ve yayınladı. Ama Açık Devlet konusu gündeme gelmedi bir şekilde.

Türkiye bu konuyu önceliğine almadı, dolayısıyla açık veri politikamız hala yok ama umuyoruz ki, bir gün Türkiye’nin açık verisi olacak. Türkiye açık veri indeksinde çok gerilerde, 47. sıradaydı en son. O da TÜİK’in verdiği istatistik verilerinden dolayı. Şu anda TÜİK’in bütün verilerine Excel’de ulaşıp onlarla analiz yapabilirsin. Ama onlar statik veriler. Yani çevre verileri, mobil veriler, ulaşım verileri, sağlık verileri, eğitim verileri, daha bir çok, hatta finans… yani bugün İngiltere’de bankalar verilerini nasıl açıp paylaşacaklar bunu konuşuyorlar. Dünyada bunlar konuşuluyorken biz daha trafik verilerimizi açmıyoruz. Umarım bir gün açabiliriz.

turk-internet.com: Sizin İBB ile Trafik verilerini açmayla ilgili bir çalışmanız vardı ..

Leyla Arsan :
Yapmıştık evet. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’yle bir proje gerçekleştirmiştik. Verileri açtık. Hem de gerçek zamanlı verileri açtık. Bütün ulaşım verilerini, trafik de dâhil. Hackathon düzenledik, bir sürü uygulamalar geliştirildi. Gençler geliştirdiler. Çok güzel uygulamalar geliştirdiler.

Ama o uygulamalar şu anda kullanılamaz halde. Çünkü verilere ulaşamıyorlar. Çünkü veriler geri kapatıldı çünkü Türkiye’de verilere açmaya yönelik bir mevzuat yok. Tam tersi engellemeye yönelik mevzuat. Daha doğrusu veriyle ilgili olan tek mevzuat sadece kişisel verilerin korunması o da yeni… Bunun dışında hiçbir mevzuatta veri lafı geçmiyor zaten, veri sözcüğü. Bilgi sözcüğü de geçmiyor; ürün ve hizmet geçiyor.

turk-internet.com: Çok ilginç…

Leyla Arsan :
Evet, bir yasa var da, 4736 sayılı yasaydı sanırım, o yasaya dayandırıyorlar ve o yasada veri sözcüğü geçmiyor, kamunun ürettiği bilgi ve hizmet başka bir kuruluşa satılamaz indirim dahi söz konusu yapılamaz diyor. Dolayısıyla umarım bir gün biz de verilerimizi açar kalkınmış bir ülke haline geliriz. Ama ne olur şu sayısal tek pazara dâhil olalım. Çünkü yakın zamanda, gerçekten ticarette ciddi sıkıntı yaşayacağız ülke olarak.

turk-internet.com: Peki farkında mı insanlar bunun?

Leyla Arsan :
Hiç değil! Biz Avrupa Digial Gündemi’ne uyum ile ilgili Türkiye’ye özgü bir rapor hazırladık, politika önerileri geliştirdik yayınladık, dağıttık. İnternette yayınladık. Ama bunu devlete anlatması gereken sivil toplum kuruluşları idi. Zaten sivil toplum kuruluşları sayesinde biz -bilişim sivil toplum kuruluşları sayesinde- başlattığımız bir çalışmaydı ama sonuçta devletin bu konuya el atması ve ilgilenmesi gerekiyor.
Bakın size şunu anlatayım: o zamanlar Digital Tek Pazar değil daha henüz Digital Agenda iken, Neelie Kroes biliyorsunuz, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısıydı. Çok aktif bir insandı. Hâlâ öyle ama artık başkan yardımcısı değil. Neelie Kroes ‘u biz davet ettik Türkiye’ye ve hatta bu raporu anlattık. Onlar da “ bize bakanlıktan, Başbakanlık’tan birilerinin gelip davet etmesi, ve bizimle onların bunları paylaşıyor olması, onların bu çalışmaları bize sunuyor olmaları lâzım; sizin değil” dediler.

Bakın biz Dijital Türkiye Platformu olarak gittik… Sonuçta, bakanlıklar ile konuştuk, onlara raporları verdik. Biz aslında o zaman BTYK varken – çünkü BTYK artık olmayacak herhalde- BTYK’nın bütün üyelerine, yani tüm bakanlar ve başbakan dahil - o zamanın Başbakanı da şimdiki Cumhurbaşkanıydı- hepsine biz bu raporu dağıttık, anlatmaya çalıştık ama bunların okunması lâzım.

turk-internet.com: Ve uygulanması lâzım.

Leyla Arsan :
Okunması lâzım. Yani okuduğunuz zaman – bu işe inanırsınız, inanmazsınız ayrı mesele ama okunup düşünülmesi lâzım üzerinde. Ama Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bu konuyu biliyor aslında; gayet farkında Sayısal Tek Pazar’ın. Ekonomi Bakanlığı da biliyor. Ekonomi Bakanlığı da e-ticaret tarafı ile ilgileniyor. Hepsi biliyorlar ama bir faaliyet göremiyoruz. Avrupa’daki Digital Assembly’lerin toplantıları her yıl, yılda bir Digital Assembly diye onlara hep biz katılıyoruz. Her yıl katılıyoruz; hiç bizden başka Türk yok katılan. Bir tek bu sene TÜBİTAK ve Ulaştırma Balkanlığı’ndan katılım vardı onlar da Malta’daki başka bir toplantıdan gelmişlerdi. Geçen hafta 15-16 Haziran 2017’de Malta’daydı.

turk-internet.com: Devletten birileri yok mu?

Leyla Arsan :
Devletten birileri yok. Biz de özel şirketiz. Daha önce sivil toplum kuruluşu adına katılıyorduk. Şimdi, kendimizi geliştirelim, ülkeye faydamız dokunsun diye biz sivil toplum kuruluşu gibi hareket ederek, misyoner bir şekilde katılıyoruz. Maalesef geldiğimiz durum bu. Çok güzel şeyler söyleyemedim belki ama…

turk-internet.com: Son bir mesaj? Ne yapmalıyız yani deminden beri söylüyorsunuz ama yine de toparlayalım!

Leyla Arsan :
Son mesaj: Sayısal Tek Pazar’a eğer Türkiye katılmazsa, Avrupa ile ticaret yavaş yavaş sona erecek ve bütün rekabet gücümüzü turizmde, iş dünyasında ve birçok alanda kaybedeceğiz. Onun için Sayısal Tek Pazar bizim için çok faydalı. Hala katılma şansımız varken bu şansı kullanalım. Ama bu biraz da AB ile politikamız ile ilgili..

Son olarak şunu ekleyeyim; Bugün AB’deki kurumlar artık “Business Registry”niz var mı diye soruyorlar. Yoksa iş yapmayı yeğlemiyorlar. O zaman Türk şirketleri AB şirketi olmak için çaba sarf edecekler. Son zamanlarda görüyorum ki Türkiye’deki şirketler AB’ye kapağı atmaya çalışıyorlar bir yandan ve şirket satın almalarına başlamışlar. Bu kadar zorlanmaya daha fazla masraf yapmaya gerek yoktu, zaten bir AB şirketi olabilirlerdi. AB’nin dışında kalmak, Sayısal Tek Pazar’ın dışında kalmak bize faydalı değil.
Yazan: Fusun S.Nebil      23 Haziran 2017, Cuma      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  
Eski Haberlerden Bir Tutam
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz