29 Nisan 2017, Cumartesi   |   English
Kullanıcı Adı:  Şifre: Kayıt Ol     Şifremi Unuttum
Wozniak (Jobs), ARGE ve İnovasyon Yarışma ve Konferansları Üzerine
Yazan: Fusun S.Nebil      25 Kasım 2011, Cuma      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Apple'ın 2 kurucusundan birisi olan Steve Wozniak'ın dün Turkcell Teknoloji Zirvesi'ndeki konuşmasını dinlerken, yaratıcılık için dahilik kadar ortamın da önemli olduğunu düşündüm.

Türkiye'deki telekom firmalarını seviyorum. Dün Turkcell Teknoloji Zirvesinde karşılaştığım ve kısa bir süre, sektör dışında çalışıp, yeniden dönen bir arkadaşım “bu sektör farklı, çok heyecanlı” diyerek aynı duyguları ifade etti.

Telekom firmalarını seviyorum derken, burada servislerini tartışmayacağım ama son dönemde önemli kurumsal sorumluluk projeleri üstleniyorlar ya da dinlemek için dünyanın öbür tarafına gitmemiz gereken insanları önümüze getiriyorlar.

Jobs'un zamansız ölümü ile daha popülerleşen Wozniak bunların tabi ki başında geliyor. Çok parlak bir mühendis. Bugün elimizdeki PC'leri, notebook'ları ve hatta muhtemelen akıllı telefonları başlatan gelişmelerin ilk kilometrelerinde yer alan kişilerden birisi. Mühendislerin genel hastalığı “kendini pazarlayamaması” nedeniyle ancak bilenler biliyor ama biz kişisel cihazlar çağının tetikleyicisi de diyebiliriz.

Neler anlattığını tekrarlamayacağım[1] çünkü internette de bulabilirsiniz (aşağıda kendisiyle bu Türkiye ziyareti sırasunda gerçekleştirilen bir video röportajı da izleyebilirsiniz) Anlattıkları zaten ilgilenenlerin bildiği hikayeydi. Bu nedenle zaman zaman sıkıcı hale geldiğini düşünenler oldu. Ama benim gördüğüm, adamın heyecanıydı. Bunca yıl sonra hala aynı heyecanı taşıdığı izlenimi aldım. Sanırım bu adamları taşıyan da bu heyecan oluyor.

Anlattıkları içinde ilgimi çeken şey; adamın bulunduğu ortam oldu. “1 tek parlak adam” galiba pek anlam taşımıyor. Bunun yerine birbirini tetikleyen adamlar ve daha önemlisi bir “çevre” olması gerekiyor. Tesla-Edison dönemine bakarsanız, aynı şey geçerli, bir yandan yenilikleri takip eden ve hatta para yatıran kişiler (Westinghouse, JP Morgan gibi), bir yandan bu yenilikleri heyecanla izleyen bir halk (o dönem dünya fuarlarının açıldığı yıllar) ve en önemlisi, yenilikleri düşünen, akıl eden ve yaratan fenomen adamlar. Hatta bazen çekişen adamlar. Tesla ve Edison gibi.

Steve Jobs – Steve Wozniak, ya da Bill Gates hikayesine bakarsanız, daha sonralarının Google ya da Facebook, Twitter hikayeleri de, hep ortam+yaratıcı adamlar anlamına geliyor.

Örneğin Steve Jobs'ın hayatını okursanız, evlatlık alan babasının lise bile bitirmemiş ama devamlı bir şeyler yaratan bir kişi olduğunu göreceksiniz. Jobs bu yaratıcılığı öğrenmiş ve babasının ilgi alanlarına ilgi duymasa bile, yarattığı iMac, iPod, İphone ve iPad'e bakınca, kendi ilgi duyduğu alanlara bu yaratıcılığı taşıdığını hepimiz gördük. Ayrıca yaşadığı mahallenin o dönemin ilginç gelişmelerini sağlayan mühendislerle dolu olduğu da anlatılıyor.

Wozniak ise önemli bir mühendisin oğlu olarak, ortaokuldan itibaren bir şeyler çözmeye, yaratmaya başlamış. Konulara aşina olması yanısıra, uygulana fırsatı da bulabilmiş. İkisinin birlikteliği bugün onlardan onbinlerce kilometre ötede yaşayan bizlerin hayatını bile etkiliyor.

Ama Wozniak bana kendi ülkemizdeki durumu da düşündürttü. Olumsuz bir şeyler söyleyeceğimi sanmayın. Olsa olsa “biz mühendislik okurken, böyle bir ortam yoktu, 70 cente muhtaç ülkede, bırakın geliştirmeyi, çalışmak için şirket bulamazdınız” diye dertlenebiliriz.. Zaten tam da bu dertlenmeye tersinden baktım; başını 2000'lerden itibaren Turkcell'in katma değerli servislerinin çektiği “yaratıcılık ortamı” ve Binali Yıldırım ile Tayfun Acarer'in çektiği “ARGE”ye destek ortamının önemini düşündüm.

Örneğin, Yıldırım ve Acarer, 3G konusundaki ARGE maddesinde ısrarcı oldular. 3G lisansı alabilmek için illa bir ARGE merkezinin açılması gerektiği ve bu merkezde belli sayılarda mühendis çalıştırılması gerektiği şeklindeki madde operatörler ve telekomünikasyon üreticileri tarafından olumsuz karşılanmıştı.

“Teknolojinin pahalılaşacağı”, “3G de artık keşfedilecek bir şey kalmadığı”, “buralarda ARGE yapılmayacağı, günlük işler yapılacağı” şeklindeki itirazlara karşın bugün Huawei ve Ericsson'un ülkemizde birer ARGE şirketleri bulunuyor. 500'lü sayılarda Türk mühendis istihdam etmiş durumdalar.

Yıllardır teknoloji gazetecileri, ülkemizi ziyaret eden çokuluslu teknoloji firmalarının her üst yöneticisine “ülkemizde yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?” şeklindeki sorar ve en iyi ihtimalle “eeeemmmm, ummmm, ....” cevapları alırlar. Sadece Intel'in “altyapı, eğitim vs olmadan olmaz” gibi bir takım somut maddeler saydığını gördüm. Yıldırım ve Acarer ise birlikte bunu oluşturdular (Foxconn ve Flextronic gibi yatırımlardan ARGE olmadıkları için bahsetmiyorum).

Bugün Ericsson satın aldığı Bizitek[2] ile ve Huawei sıfırdan yaptığı yatırımla, önemli çalışmalar yapıyorlar. Huawei ARGE merkezindeki kişilerin Avrupa'daki projelere destek olduğu ve hatta Brezilya'daki projeleri yaptıkları belirtiliyor. Bunlar çok az şey yapsalar bile, yukarıda belirttiğimiz ortamı sağlıyorlar.

Gerçi bu üreticiler şikayet ediyorlar ama 3 mobil operatör ve 1 sabit telekom operatörünün de ARGE merkezleri var ve aktif oldukları bilgisini alıyoruz.

Yıllarca Alcatel'in çeşitli ülkelerinde elde ettiği teknolojik bilgi birikimini, ülkemiz için kullanmaya karar verip 2000'li yıllardan itibaren zor bir mücadeleye giren Bülent Kaytaz'ı burada anmaz isek ayıp olur.

Kaytaz, fikrine önceleri sadece Telsim grubundan yatırım bulabilmişken, daha sonra Sanko grubuna ve bugün Türk Telekom grubuna dahil oldu. Bugün güzel işler yapıyorlar. Dünyada devlerin ve sıkı rekabetin olduğu bir alanda mücadele ettikleri için, Türk Telekom'un ve BTK'nın, sadece parasal değil, başka şekillerde de kendilerine destek (offset satış gibi) olabileceğini düşünüyoruz ama yine de bugün bu şirketin sadece desteklenmiş olması da önemli.

Bugünlerde Argela, dünya çapındaki Femtocell üreticileri arasında ilk 4'e girmeyi başardı. Kendileri ile yaptığımız bir röportajı bu hafta içinde yayınlamaya başlayacağız. Femtocell bilindiği gibi geleceğin baz istasyonu. Telekom firmaları bilinen alan baz istasyonlarına ilaveten, artan veri trafiğini desteklemek için femtocell kullanmaya başladılar. Ülkemizde de büyük alımlar olacak. Umarız, telekom firmaları üst yöneticileri, Argela'yı bir Türk Telekom firması olmaktan önce, bir Türk şirketi olarak değerlendirip, önceliği ona verirler.

Gelinen noktada, Bakan Yıldırım ve BTK Başkanı Acarer'i, telekom serbestleşmesi alanında çok başarılı değerlendiremiyoruz ama ARGE konusundaki çabalarını alkışlıyoruz. Bu konuda önemli bir motivasyon yarattılar. Şirketlerin ARGE merkezleri dışında, bugün kafamızı nereye dönsek orada bir “inovasyon yarışması”, nereye dönsek bir “inovasyon konferansı”. Üstelik sadece telekom firmalarının yaptığı organizasyonlar değil bunlar. Bankalar ve hatta Yeşim Tekstil gibi diğer sektör firmaları bile buna katılmış durumda. Benim şikayetim yok, sonuçta yukarda bahsettiğim ortamı yaratıyor bunlar. Sadece “bu inovasyon etkinliklerinde acaba fikirler çalınıyor mu?” korkum var. Özellikle de üniversiteli gençlerin fikirleri konusunda korkuyorum. Bu konuda da bir yaklaşıma ihtiyaç var gibi.

Turkcell teknoloji Zirvesi ile başladık, buraya kadar geldik. Diyeceğim odur ki, Süreyya Ciliv'in toplantının başında belirttiği gibi, Türkiye'de güzel şeyler oluyor. Turkcell'e de Wozniak'ı getirdiği ve bunları düşündürttüğü için teşekkürler.






[1] Bilişim Dahisi Wozniak: 'Turkcell 3G, Amerika’daki 4G’den daha hızlı'

[2] Ericsson, Bizitek’i Bünyesine Kattı

[3] Huawei Türkiye ARGE Merkezinin 1.Yılını Değerlendirdi

[4] Google, Gençlik, 3G ve ARGE
Yazan: Fusun S.Nebil      25 Kasım 2011, Cuma      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  
Eski Haberlerden Bir Tutam
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz