vBulletin tracker
28 Temmuz 2014, Pazartesi   |   English
Kullanıcı Adı:  Şifre: Kayıt Ol     Şifremi Unuttum
Ali R. Babaoğlan: 2012'den Sonra Web 3.0'ı Yani Kişiye Özel İnterneti Yaşayacağız
Yazan: Murat Çehreli      22 Ekim 2010, Cuma      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Ali R.Babaoğlan : "Web 3.0 aslında kişiselleşme üzerine yaşanacak internet değişiminin adı. Bu değişim içerisinde birçok sistemde birçok farklılık yaşanacak. Bu değişime ayak uyduramayan birçok sistem daha önce olduğu gibi popülerliğini yitirecek ve yok olmaya mahkum kalacak. Yeni yaklaşımlarla tasarlanmış pek çok sistem ortaya çıkacak. Fakat büyük yatırımlarla dönen Facebook, Google, Youtube gibi sistemler Web 3.0’da da baki kalacak. Çünkü değişimi gerçekleştirmelerini sağlayacak paraları ve imkanları var."

  En Son Haberler
Ali R. Babaoğlan, 2009 Ekim ayında düzenlenen Türkiye’nin On Başarılı Genci Yarışması'nda(Ten Outstanding Young Persons), 'Kişisel Başarı' kategorisinde internet projesi Marro.ws ile ödüle layık görülen, internet dünyasının içerisindeki bir isim. Kendisiyle, web dünyasında yaşanan gelişmeleri konuşuyoruz. Web 3.0'ın, geniş ölçüde kişiselleşme üzerine yaşanacağını belirten Ali R. Babaoğlan, kavramın tanımını şu şekilde yapıyor:

    Web 3.0 terimi, geleceğin internet teknolojisine ve 2012 yılından itibaren internetin yaşayacağı yeni kırılıma verilen kısa ad. Fakat Web 3.0’ın ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için, Web 1.0’ın ve Web 2.0’ın da ne olduğunu da bilmek gerekiyor. Arkamıza dönüp daha dikkatli baktığımızda, internetin yaşadığı kırılımları ve bu kırılımlar sayesinde şu anda nerede olduğunu çok daha net görebiliyoruz.

turk-internet.com: İnternette neredeyiz?

Ali R. Babaoğlan:
1960’ların başında Amerika’da ordunun iç yazışma ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla bilgisayarların birbirine bağlanması ile ortaya çıkarılan internet, yarım asırın ardından şu an çok farklı bir noktada.

1990’lı yılların sonlarında Kemal Sunal reklamları ile Türkiye’de de yayılmasına uğraşılan internet’in, ilk ortaya çıktığı süreden 2003-2004’lere kadar yaşadığı “alışılma süresi” Web 1.0 olarak adlandırılıyor. Bu süre; internetin ne olduğunun kullanıcıların tarafından anlaşılması ve internete uyum süresi olarak adlandırılmıştı. 56K Fax-Modem sponsorlugunda geçen bu yıllarda internette video izlemek/fotoğraf paylaşmak değil, internete girebilmek insana mutluluk veriyordu.

2000’li yılların başlarında bazı kişiler tarafından yetenekleri keşfedilen internet dünyasına yapılan küçük yatırımların, 5-10 yıl gibi kısa bir sürede büyük geri dönüşümler sağlayacağı o zamanlar çoğu kimse tarafından pek tahmin edilememişti.

Geçen süre içerisinde her eve girmeye başlayan ADSL ve hızlı internet imkanları sayesinde, internet artık oraya erişenin kendine istediği gibi bir dünya tasarlayabileceği bir yer olmaya başladı. Gündelik hayat hızla internete taşınır ve paylaşılır oldu. Bunu fotoğraf ve video paylaşmak izledi. 2006’larda bugün kullanılan hemen hemen birçok sosyal ağın bir benzeri olmasına karşın bir çoğu teknik anlamda ya da pazarlama da yetersiz kaldı ve yerini benzer amaçla çalışan ama daha iyi pazarlanmış ürünlere bıraktı.

Bu dönüşüme de Web 2.0 yani sosyal internet adı verildi. Bu tanımlamadan sonra ortaya çıkan Pazarlama 2.0, 2004 yılında kurulan ve kurulduğu günden bu yana davaları devam eden Facebook ve bugünlerde 2006’nın en önemli icadı olarak adlandırılan Twitter ve yine 2006 yılında Google tarafından 1.65 Milyar dolara satın alınan Youtube, Web 2.0 platformunun en başarılı örnekleri olarak kendilerini kabul ettirdi.

Tam bu noktada yani küçük yatırımlar ile tüm dünya insanlarının bir anda müşteriniz olmasını sağlayan yapısı ile internet artık büyük bir fırsat kapısı. Web 3.0 ise bu kapıyı 2012’den itibaren açmaya başlayacak olan anahtarı ortaya çıkaran yaklaşımın temeli. Yani kişiye özel internet.

turk-internet.com: Facebook, Google gibi büyük eko sistemler Web 3.0’da nasıl bir şekil alacak?

Ali R. Babaoğlan:
Web 3.0 aslında kişiselleşme üzerine yaşanacak internet değişiminin adı. Bu değişim içerisinde birçok sistemde birçok farklılık yaşanacak. Bu değişime ayak uyduramayan birçok sistem daha önce olduğu gibi popülerliğini yitirecek ve yok olmaya mahkum kalacak. Yeni yaklaşımlarla tasarlanmış pek çok sistem ortaya çıkacak. Fakat büyük yatırımlarla dönen Facebook, Google, Youtube gibi sistemler Web 3.0’da da baki kalacak. Çünkü değişimi gerçekleştirmelerini sağlayacak paraları ve imkanları var.

Anlamsal web’in ilk etkileri en kolay işlenebilir veri olan yazı tabanlı içeriklerde ortaya çıkmaya başlayacak, bu akımı imajlar ve videolar izleyecek.

Örneğin, Google aramalarında şu an “spor” yazdığımızda karşımıza çıkar içerikler hemen hemen herkes için aynı. Fakat anlamsal web mantığının oturması ile, bu güne kadar internet üzerinde bıraktığımız izler sayesinde aslında bizim için spor’un hangi anlama geldiği, Beşiktaş mı, Bursaspor mu olduğu ya da basketbol mu golf mü olduğuna göre sonuçlar kişiselleşecek.

Spor yazıp arama yapan bir kişinin karşısına; internette paylaştığı yazıların, resimlerin ve videoların işlenmesi ile sadece Bursaspor’a ait ya da sadece golf ile ilgili sonuçlar gelebilecek örneğin.

Görsel içerik tarafında bir örnekle de Facebook’ta meydana gelecek değişimlerinden bahsetmek isterim. Yüksek çözünürlüklü (High Defination) fotograf teknolojisinin de etkisiyle gün geçtikçe Facebook’ta yer alan resimlerin kalitesinin ve sayısının arttığını görmek mümkün.

Farklı alanlarda ileri giden teknolojilerinin birbirinin etkilemesi kaçınılmaz. Bunun sonucunda ise Facebook’ta hali hazırda yer alan fotograf etiketleme (tag) teknolojisi gelişecek. Bugünlerde zaten sıkça örneklerini görmeye başladık.

Artık Facebook yüzleri tanıyor ve bu kim diye soruyor, etiketlememiz istiyor fotoğrafları. Bu teknoloji ilerleyecek ve herhangi bir fotoğrafta kolumuzda yer alan saat ve üzerimizde yer alan diğer ürünler tıklanabilir olacak. Tıklandığında ise bir alışveriş sitesinde “hemen al” ibaresi altında fiyatını görmeye başlayacağız.

Web 3.0’ın yazı içerikler tarafından tamamen oturmasının ardından, 2015’lerde karşımıza çıkacağı varsayımlarım arasında.

Youtube, Google’ın 2006 yılı başında 1.65 milyar dolar ödeyerek satın aldığı devasa sistem. Bu devasa sistemin anlamsal internete uyum sağlaması da devasa bütçeler ile olacak. Çünkü video yani akışkan medya üzerinde anlamsallık çalışmak başlı başına bir külfet. Büyük boyutlu bu içerikler üzerindeki çalışmalar için bulut bilişiminin (cloud computing) katkısı çok önemli.

Videoları anlamlandırabilmek için öncelikle üst seviyelerden başlamak üzere videoda yer alan her çerçeve yani geçişe (frame) bir anlam yüklemek gerekiyor. Hal böyle olunca şu an birbiri ardına ortaya çıkan ve sayısı onbinleri aşan video sitelerinin bu geçişi kolay kaldıramayacağı ve birbiri ardına kullanıcı sayısı yitirerek gerilemeye başlayacağı düşüncesindeyim.

Elinde büyük imkanlar olan (bütçe & teknoloji) Youtube gibi sistemler ise zamanla anlamsallığa ayak uydurarak video içerisinde arama yapabilmemize olanak tanıyacak. Böylelikle Cem Yılmaz’ın standuplarında sesin belli bir desibelden yüksek çıktığı bölümleri arayarak, gösterinin en komik yerlerini hızlıca izleyebileceğiz ya da bir video içerisinde önemli anları diğer anlarla ilişkisine bağlı olarak başlama noktasından itibaren izleyebileceğiz.

turk-internet.com: “İnternet çöplüğe döndüğü, arayan aradığını bulamıyor” diyorsunuz, neden?

Ali R. Babaoğlan:
Çünkü gerçekten aradığımızı bulamıyoruz ve her geçen gün aradığımızı bulmamız daha da zorlaşıyor. Herhangi bir arama motoruna yazdığı sorgu sonucunda, ilk gelen sonucu tıklayıp doğru içeriğe ulaşabilen kişi sayısı neredeyse sıfır. (Facebook, Youtube gibi siteleri arama motorundan aratarak girenleri kastetmiyor.) Çünkü başarılı sonuca ulaşma ortalaması gün geçtikçe gerilemekte ve arama motorlarının hitlerinin önemli bir kısmı içerik değil site aratmaktan gelmekte.

turk-internet.com: “Web 3.0 internette zaman kazandıracak” diyorsunuz, tam olarak ne demek istiyorsunuz?

Ali R. Babaoğlan:
İzin verirseniz bunu gerçek dünya üzerine yansıtarak açıklamak istiyorum. İnsanoğlu’nun yani bizlerin var oldugumuz günden itibaren sabit olan önemli  birşeyi var; 24 saati. Hani geçince telafisi olmayan ve para ile ölçülemeyen şey, yani zaman! Bu nedenle benimde giderek yaşlandığımı hissetmeye başladığım şu günlerde zamanın değerini bilmek çok önemli. Bu yüzden web 3.0’a olan ilgim gün be gün artmakta, daha detaylı araştırmalar yapmaktayım.

Hayatımız boyunca dünyaya bıraktığımız izler gibi ve internete yani sanal dünyaya da birçok iz bırakıyoruz. Gerçek dünya da var olan 24 saatimizin (ülkelere göre değişmekle beraber) ortalama 4-6 saati sanal olan bu dünyada geçiyor. (sanal gerçeklik)

Ve nasıl İstanbul’da trafikte bazen saatlerce takılmak sinirimizi bozuyor, zamanımızı boşa harcıyoruz gibi hissettiriyorsa aynı şey sanal olan bu dünya içinde geçerli.

Bugüne kadar farklı nedenler ile internet üzerine bıraktığımız farklı izler var, bu izlerin anlamsal bir şekilde birleştirilmesi aslında birçoğumuzun sorunlarına daha hızlı cevap bulmasını, internette daha efektif zaman geçirmesini sağlayacak. Bu da bıraktığımız izlerin bize iyi yöndeki dönüşü olacak. Bıraktığı bu izlerin yarattığı kötü etki nedeniyle isim ya da soyad değiştirmek zorunda olanlar da olacak tabi ki.

turk-internet.com: Web 3.0 e-ticareti ne şekilde etkileyecek?

Ali R. Babaoğlan:
Web 3.0’ın görsel içerikleri etkilemesi ve yukarı da bahsettiğim Facebook incelemesi bu konunun en güzel örneklerinden birisi sanırım. Artık alışveriş sitelerinde ürünleri elle aramak yerine, herhangi bir sitede gördüğümüz bir ürüne tıklayarak fiyatını öğrenmeye başlayacağız. Bu da herhangi bir sitede yer alan görsel içerik ile içeriğe ait meta dataların (yani fiyat, boyut, renk vs.. gibi özelliklerin) yazı tabanlı olarak birbirine bağlanması ile olacak. Sonuç olarak Web 3.0 dünyasında elini çabuk tutan sistemler bu dönüşümden çok olumlu etkilenecek ve kar paylarını arttıracak.
Yazan: Murat Çehreli      22 Ekim 2010, Cuma      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz