28 Mayıs 2017, Pazar   |   English
Kullanıcı Adı:  Şifre: Kayıt Ol     Şifremi Unuttum
Şirketlerin Galibiyet Formülü / Giriş - 1
Yazan: Isil Gülec      11 Ekim 2010, Pazartesi      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Şirketler de tıpkı farklı spor dallarında olduğu gibi rakipleriyle maç yaparlar. İyi koordine olmuş, birbirine inan takım arkadaşları iyi bir maç çıkararak kendi seyircilerine haz verirken, yeni seyircilerin de ilgisine çekerler.

Günümüz pazarlarının ve rekabet ortamlarının hızına yetişmek için şirketlerin işinin geçmişe oranla daha da zorlaştığını biliyoruz.
Bu durumun şirket yöneticilerinin dünyasında değişen zaman içinde yarattığı etkileri şöyle özetleyebiliriz.

    Uzak geçmişte yöneticilerin aklında iki yaşamsal soru vardı.

      - İlki “üretimin devamlılığını nasıl sağlarız?”
      - İkincisi ise “rekabetten nasıl korunabiliriz?” idi.

    Kısa zaman önce bu yaşamsal sorular yerlerini farklı iki soruya bıraktılar. Bunlar;

      “Müşterilerimizin bizim ürünlerimizi seçmeleri için hangi nedenler var?” .. “İnsanların bizim kuruluşlarımızda çalışmayı seçmeleri için hangi nedenler var?”

    Bugünün dünyasında ise aklımızdan hiç çıkmaması gereken sorular biraz daha farklılaştılar. Yeni sorular:

      - “Müşterilerin bizi seçmeleri ve bize sadık kalmaları için sebepler neler?
      - “İnsanların bizim kuruluşlarımızda çalışmayı seçmeleri ve bize sadık kalmaları için sebepler neler?”

    Bu soruları kendilerine soran ilerici şirketlerde vizyon üç şeyi sağlar. Odaklaşma, amaca giden yolları görme ve insanları motive etme.

    Bu soruların cevabının bir şirketi tatmin edecek nitelikte olmasının yolu ise iyi bir takım olmaktan ve bir takım olarak iyi bir oyun sergilemekten geçer. Peki nasıl iyi bir takım olunur?

    Şirketler de tıpkı farklı spor dallarında olduğu gibi rakipleriyle maç yaparlar. İyi koordine olmuş, birbirine inan takım arkadaşları iyi bir maç çıkararak kendi seyircilerine haz verirken, yeni seyircilerin de ilgisine çekerler.

    Bunun yanında takım olarak elde edilmiş başarılar tüm takım oyuncularında benzeri maçları tekrar etme güdüsü yaratır.

    Böylece bir galibiyet sonunda size inanmış ve güvenmiş olan müşterilerinizin kendilerini sizinle olmaktan tekrar tekrar memnun hissetmelerini, yani size sadık kalmalarını sağlamış, size özenen yeni potansiyel müşteriler edinmiş ve hiçbir çaba göstermeden, maliyete katlanmadan çalışanlarınızı motive etmiş olursunuz.

    Bir şirketin “A Takımını(yıldızlar takımını)” departmanları oluşturur. Tüm departmanlarınız kendi aralarında iyi koordine olurlarsa iyi bir maç çıkarırlar çünkü başarı önce aynı amaca inanmayı, sonrada aynı anda-aynı hızla hareket etmeyi gerektirir. Tek başına bir departman ya da bir çalışan şirketin hızına etki edemez ve rotasını değiştiremez.

    Bir şirket içindeki her departman kendi alanında uzmandır ancak müşterileri etkileyen her detay bir departmanın faaliyeti sonucu oluşmaz. Bazı şirketlerde bunun farkındalığı azdır ancak bu beklenen bir sonuçtur çünkü her departmanın ya da kişinin bir takım olmaktan uzakta sadece kendi işine odaklanması bütünü görmesini engeller.

    Bir şirketin departmanlarından oluşan takıma “A Takımı “ demiştim. Ast ve üstlerden oluşan takımada “A2 Takımı” diyelim. Yukarıda departmanlar arası ilişkiler için tanımladığım herşey ast ve üstler arasındaki ilişkiler içinde geçerlidir. Bu ilişkide en büyük görev üstlere düşmektedir. Astına kendi işine odaklan başka birşeye karışma diyen üstler aslında şirketlerinin de gelecekleriyle oynarlar.

    Çalışanların sadece kendi işilerine odaklanmaları, diğer bir deyişle “çizmeden yukarı çıkmamaları” konusunu küçük bir öyküyle örneklendirmek istiyorum.

      “Çizmeden yukarı çıkma”: Osmanlı döneminde bir paşa çizmelerini boyatmaktadır. Çizmenin durumu hakkında paşa ile boyacı arasında konuşma geçer; boyacı çizmelerin biraz bakımsız olduğundan dem vurur ve paşaya çizmelerin bakımı hakkında bazı tavsiyelerde bulunur. Derken konu biraz daha genişler ve konu ordunun durumuna gelir. O konuda da boyacı bazı görüşlerini dile getirmeye başlayınca, paşadan zılgıtı yer!

    Bu öyküden şu çıkarıma varabiliriz. Paşa tek başına her konuyu herkesten çok bilen ya da daha iyi bilen olsaydı çizmelerini boyatıncaya kadar bakımsız bir ayakkabıyla gezmek zorunda kalmayacağı gibi ordu da hakkında yorum yapılacak bir halde olmayacaktı.

    Tıpkı Paşa gibi üstlerde herşeyi bilemezler ve herşeyi tek başlarına yapamazlar. Farklı uzmanlıktaki çalışanlar şirket içinde bir harmoni yaratmak için bulunurlar. Bu harmoniyi faydaya çevirmekse üstlerin işidir.



    Makalenin devamında "İyi bir takım olmanın önüne geçen büyük hatalar"a bakacağız.. Bu bölümü okumak için burayı tıklayınız.
Yazan: Isil Gülec      11 Ekim 2010, Pazartesi      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  
Eski Haberlerden Bir Tutam
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz