19 Kasım 2017, Pazar   |   English
Küreselleşmenin Sosyalleşmesi ve Özel Sektörün Sorumlukları - 3
Yazan: Nebil Ilseven      27 Temmuz 2010, Salı      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
Etik konusunun ne derecede yaşayan bir değerler ve davranış modelleri kümesi olduğunu tekrar etsek, yani konunun ne derecede görecelilik arz ettiğini vurgulasak da, etiğin strateji ile kesiştiği nokta olan pratik yaşamda bugün itibarı bazı evrensel kabul görmüş ilke ve değerlerin yavaş da olsa şekillenmeye, adlandırılmaya başladığını da burada söylemek durumundayız.

Makalenin


ETİK DEĞERLER ve PROFESYONELLER:

Harvard Business School tarafından geçtiğimiz yıllarda yaptırılan bir çalışmasında, şirketlerde üst düzey yetki konumunda görev yapan kadroların etik davranış konusunda gösterdikleri farklı algılama ve yaklaşımları irdelenmiştir. Bu çalışmanın pekçok sonucu arasında özellikle 3 sonuç yöneticilerin etik davranış ile ilgili duruşları konusunda bize oldukça çarpıcı bilgiler vermektedir.

Bu sonuçlara göre;

    1) yöneticiler kurumsal faaliyetler ve verdikleri kararlar ile ilgili olarak ileride şimdi olduğundan çok daha etik davranacaklarını beklediklerini ve bildiklerini belirtmektedir.

    2) yöneticiler, karar anında takıntıkları etik tutum veya verdikleri kararlarla ilgili etik değerlerin, karar almazdan hemen önce veya karar anına yaklaşırken düşündükleri etik tutum ve değerlerden bir veya daha alt seviyede değerler olduğunu kabul ve beyan etmektedir.

    3) yöneticiler, geriye dönüp baktıklarında ve aldıkları kararları değerlendirdiklerinde bazı hareketlerinin neden olduğundan daha etik davranışlar veya o anda benimsedikleri değerlerin olduğundan daha etik değerler olduğu konusunda kesin ve kendilerini iknaya yönelik yorumlar getirdiklerini, bir anlamda tarihi yeniden yazdıklarını ifade etmektedir.

Bu gözlem ve sonuçlar göstermektedir ki,

  • - belli ki kişiler kendi etik davranış ve etik değerleri söz konusu olduğunda içgüdüsel olarak ne kadar etik davrandıkları konusunda ikna etme eğilimine kolaylıkla yönelmektedirler;

  • - Buradan da yola çıkarak, etik davranış konusunda duyarlı olması beklenen kişi ve kurumların bu konularda yanlızca resmi olarak geliştirilen etik kodları ve bu kodlarla ilgili eğitim faaliyetlerine odaklaşmayıp, bireyler düzeyinde etik değerler ve davranış biçimlerini etkileyen psikolojik nedenleri ve bu psikolojik süreçlerle ilgili özellikleri anlamaya odaklaşmaları gerekmektedir.

Etik konusunun ne derecede yaşayan bir değerler ve davranış modelleri kümesi olduğunu tekrar etsek, yani konunun ne derecede görecelilik arz ettiğini vurgulasak da, etiğin strateji ile kesiştiği nokta olan pratik yaşamda bugün itibarı bazı evrensel kabul görmüş ilke ve değerlerin yavaş da olsa şekillenmeye, adlandırılmaya başladığını da burada söylemek durumundayız. Bu değerler uluslararası sivil toplum ve diğer siyasi oyuncular kadar, yukarıda belirtilmiş olan nedenlerden dolayı özel sektör kuruluşlarının de etik olarak her kademede gözetmek, sahip çıkmak ve geliştirmek durumunda oldukları ilkeleri oluşturmaktadır.

Bu ilkeler “Küresel İlkeler Sözleşme-Global Compact” girişimi olarak küresel düzeyde eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sözlüğünü üstlendiği bir girişim hareketi tarafından 9 ana maddede toplamıştır:

  • - uluslararası düzeyde kabul görmüş insan haklarının desteklenmesi ve korunması
  • - insan hakları ihlallerinin hoş görülemez olduğunun teminat altına alınması
  • - örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkının etkin ve anlamlı olarak kabul edildiğinin temnat altına alınması
  • - her türlü zoraki ve zorunlu çalışma biçiminin tasfiyesi
  • - çocuk istihdamının kaldırılmasının etkin güvenceye alınması
  • - çevrenin korunması ve çevresel etkiler konusunda önleyici önlemler alınması
  • - daha fazla çevresel sorumluluklar üstlenilmesi
  • - çevre-dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmalarının özendirilmesi

Ben üniversite eğitimimi yaptığım yıllarda, uluslararası bir bankanın Güney Afrika’dan da sorumlu olarak görev yapan bir üst düzey yöneticisi okulumuzda bir konuşma yaptı. Dünyada iki-kutuplu sistemin, Güney Afrika’da da Apartheid rejiminin sürdüğü o günlerde, kendisi de Amerikalı siyah bir yönetici olan bu konuğumuza, o günlerin bu günlerde de dinmemiş olduğunu bilmenizi istediğim heyecanı ile bir uluslararası firmanın Güney Afrika Cumhuriyetinde faaliyet gösteriyor olmasının nasıl bir etik anlayışla bağdaştığını, bağdaşıp bağdaşmadığını sormuştuk. O da bize hala hafızalarımızda olan bir cevap vermişti:

    The business of Business is to do business… İşletmetlerin işi işletmecilik yapmaktadır…

bu kadar öz ve basit…O günlerde küresel siyasetin yeri iki siyasi kutubun nükleer caydırıcılık stratejisi ile çok net ayrılmış; dolayısı ile özel sektörün de verilen cevaptaki kadar bir yer kadar bir alanda faaliyet göstermesi konuşulabilir bir gerçek olarak ortaya çıkmıştı.


Makalenin sonuç bölümünü okumak için burayı tıklayınız.
Yazan: Nebil Ilseven      27 Temmuz 2010, Salı      Sayfayı Yazdır         Tavsiye Et Paylaş
  
Eski Haberlerden Bir Tutam
  Bu Kategorideki Son 10 Yazı

  Yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.



Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
Yukarıdaki giriş panelinden giriş yaptıktan sonra yorum yazabilirsiniz